Düşmanlığa, ayrımcılığa ve şiddete tahrik
"Zirve Yayınevi cinayeti'' davası ile Ergenekon davasını birleştirmek amacıyla açılan soruşturma ile helikopter kazasında hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ve yanındakilerin ölümüne ilişkin soruşturmaya bakan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından meslekten ihraç edilen savcı Şeref Gürkan hakkında, "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak'' gibi suçlardan 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Önder Yaman koordinesinde, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile iltisaklı olduğu iddiasıyla hakim-savcılara yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, örgütün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından meslekten ihraç edilen ve tutuklanan savcı Şeref Gürkan hakkındaki soruşturma tamamlandı. Soruşturma sonucu savcı Mahmut Savaşçı tarafından hazırlanan ve mahkemeye gönderilen 110 sayfalık iddianamede, FETÖ'nün yapılanması ve eylemleri ile yargı yapılanmasına yer verildi. Şüphelinin, "Bylock" kullanıcısı olduğu, üniversitede öğrenciyken FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evlerde kaldığına ilişkin tespitler bulunduğu ve mesleği döneminde örgüt toplantılarına katılarak himmet verdiğine yönelik ifade ve tanık beyanlarının olduğu aktarılan iddianamede, silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasında yer alan HSYK üye adayları lehine çalışmalar yaptığı, yine yukarıda anılan çalışmalar kapsamında 2014 HSYK seçimlerinde oy verme ve sayımı esnasında kamera çekimi yaptığına dair tespitlerin bulunduğu anlatıldı. Şüphelinin, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in talimatları doğrultusunda ve tam bir itaatle "yargının kararı" veya "takdiri" kılıfı altında söz konusu yürüttüğü soruşturmaların tüm aşamalarında örgütsel amaç doğrultusunda hareket ettiği, çok sayıda hukuksuzluğa imza attığı, birçok kişinin mağduriyetine sebebiyet verdiği belirtilen iddianamede, şüphelinin ifadesinde ise hiçbir suçlamayı kabul etmediği kaydedildi. İddianamede, şüphelinin, konumu ve örgüt adına gerçekleştirdiği eylemler ile anılan örgütün adeta "silah" olarak kullandığı yargı yapılanmasının en mahrem sınıfı olan özel yetkili Cumhuriyet savcısı olarak yerleştirildiğine işaret edilerek, ''anayasayı ortadan kaldırmaya teşebbüs'', "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs'', ''TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs'' ve "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi